Genel Başkan'dan
“Cumhuriyet Bayramı,
Onurlu Bir Halkın Birlik ve Beraberliğinin Ürünüdür.”
Mustafa Kemal Atatürk
Cumhuriyetimizin kuruluşunun yıldönümündeyiz. Ulusal kurtuluş mücadelemizin cumhuriyetin ilanı ile taçlandığı bugünün üzerinden seksen sekiz yıl geçti. Neredeyse bir asra yaklaşan bu süreçte, ülkemiz, cumhuriyeti bize emanet edenlere layık bir gelişme gösterebildi mi? Cumhuriyeti sağlamlaştırmak ve yerleştirmek için art arda gerçekleştirilmiş olan Cumhuriyet devrimlerinin neresindeyiz? Onları içselleştirip, yaşamamıza uygulayabildik mi? Bağımsızlık ülküsü, ülkümüz olmaya devam ediyor mu? Demokratik bir toplum olabildik mi? Cumhuriyet , halk iradesi demektir. Halkın iradesi egemen olabiliyor mu? Mustafa Kemal Atatürk, 10. Yıl Nutku’nda, Cumhuriyet Bayramı’na atıfla “Bu bayram, onurlu bir halkın ulusal birlik ve beraberliğinin ürünüdür.” diyordu. Biz bugün 88. yılda birlik ve beraberliğimizi koruyabiliyor muyuz? İlk yorumu yazın | İzlenme: 259 | Devamı... |
|
30 Haziran 1993…Dikmen tepelerinde bir evdeyiz. Üç genç kız. Asuman, Yasemin ve Carina Cuanna. Carina, evin konuğu. Hollanda’da Kültürel Antropoloji okuyor. Kadınlar üzerine çalışıyor. Şansına bir şenlik düştü. Arkadaşları ile Sivas’a gidecek. Bulunmaz fırsat onun için. Yeter Anne biraz huzursuz. Her ana gibi. İki kızı bir de konuğu. Başlarına bir şey gelir mi? İncinirler mi? Yorulurlar, sahipsiz kalırlar mı? Her ana gibi işte. Hem gitsinler istiyor, hem de gözünden ayırmamak...Ama “gidin” diyor. Kızlar, annelerinin onca nazlanmalarının ardından koparılmış Sivas’a gitme izninin sevinci içindeler. Bir yandan çantalarına giysiler yerleştiriyor, bir yandan annelerinin güzel kokusunu içlerine çekmek için ona coşku ile sarılıyorlar.. Yeter Anne takılıyor onlara “Ne o kızlar, sevdiğinize gelin mi gidiyorsunuz?” diyor. 16 yaşında Asuman. Ne yapsın gelin gitmeyi? O daha okuyacak, yazacak. Gelinlik olsa olsa ablası Yasemin’e yakışır. Genç kız yeniden sarılıyor annesine. Sevdiğine gelin gitmek kadar güzeldir Sivas’a gitmek. Annesinin karayağız yüzünü pembe buselerle süslüyor. Arkadaşları ile haftalardır semah dönüyorlar. En güzel oyunu onlar çıkaracaklar. Defalarca prova yaptılar. Oyun giysileri bir bir elden geçti. Sökük olmasın, kırışık olmasın. Her şey pırıl pırıl olacak. Hem Pir Sultan Abdal’ın şehri Sivas’ta olacaklar, hem de Aziz Nesin, Asım Bezirci, Metin Altıok, Behçet Sefa Aysan, Hasret Gültekin, Asaf Koçak, Nesimi Çimen, Uğur Kaynar, Erdal Ayrancı gibi pek çok değerli sanatçı ve aydının önünde semah dönecekler. Sonra onları dinleyip, kitap, kaset imzalatacaklar. Arif Sağ , sazını coşturduğunda ona katılacaklar.. Kelebek olmuş uçuyor Asuman, Yasemin, Carina… Bir yola çıksalar, bir varsalar Sivas’a… İlk yorumu yazın | İzlenme: 423 | Devamı... |
|

Yemişlerini silkeliyor Sivas Uzun bir yürüyüşün sonunda kargış.. Yangın, bungun dumanıyla Sarıyor Madımak’ı. Madımak, oy Madımak; Serdar’ı ben doğurdum, Dokuz ay beledim, 9 yıl okşadım, Kara gözlerini öperek, Bir gül ağacı gibi boylanıp , Halayların ortasına Yolladım kentinize. Polis, belediye başkanı, vali, Devlet ki ne devlet!!! Elinde çakmakla ve bir bidon gazla Sen, hangi ananın kavat oğlu, Karartıp gözlerini Suyu küstürdün? Yalazı avaz avaz Bebemin yemiş tenine, Taşı, duvarı, alazı Kavura kavura Temmuz ikindisinde.. İlk yorumu yazın | İzlenme: 390 | Devamı... |
|
Halit Ağabey,
12 Mart 1971. Türkiye Olağanüstü bir dönem yaşıyor. Öğretmenlik yaptığım İstanbul’da gözaltına alınıp, 34 gün Gayrettepe’deki işkenceli sorguların ardından Ankara’ya getirildim. Eczacı Gökdere Candemir’le birlikteyiz. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi, ikimiz hakkında da tutuklama kararı verdi. Tutuklanma, işkence’nin sonlanması anlamına da geldiğinden uğradığımız hukuksuzluk ve haksızlık neredeyse aklımıza gelmiyor. Cezaevine götürüleceğiz. İşkence bitecek.
İlk yorumu yazın | İzlenme: 493 | Devamı... |
|
|
DEVRİM YASASALARI, LAİK TOPLUMUN TEMEL TAŞLARIDIR Kurtuluş Savaşımızın başarı ile sonuçlanmasının ardından kabul edilmiş olan 1924 Anayasası, hakimiyetin, kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ilan ediyordu.. Bu kabul, egemenliğin hükümdardan, halka indirilmesi anlamına geliyordu. Kendi kendini yönetecek, kendisinin efendisi olacak olan halkın, yol göstericisi ise bilim olacaktı. 1 Mayıs 1922’de padişahlık kaldırılmıştı.Ancak bu yeterli değildi.Gericiliği besleyen kurallar varlığını sürdürürken yeni ve ileri olanın yerleşmesi umulamazdı.
İlk yorumu yazın | İzlenme: 703 | Devamı... |
|
| | << İlk < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 10 - 18 Toplam: 29 |
|
|
|