Basın Açıklaması
BAŞBAKAN, BİRLEŞTİRMİYOR – AYIRIYOR 19.07. 2010 günü Başbakan Tayyip Erdoğan, kadın kuruluşlarını “Demokratik Açılım Süreci ve Milli Birlik ve Kardeşlik Projesini” anlatmak üzere toplantıya davet etti. Bu daveti basından öğrendik. Başbakanlık makamının kadın örgütlerine danışma ve görüş alma istemini olumlu karşıladık. Ancak, Derneğimiz, Türkiye çapında 60 şubeye sahip bir kadın kuruluşu olmasına ve ülkede kardeşlik ve birliğin sağlanması konusunda etkin çalışmalar yürütmesine karşın anılan makam tarafından davete “değer” görülmedi.
Bu tutum, yönetenlerin “milli birlik ve beraberliği samimiyetle sağlamak” ve “annelerin gözyaşlarının dinmesi için etkin tutum almak” gibi bir amacının olmadığını göstermektedir. Özellikle, Cumhuriyet değerlerinin savunulması ve kadınlar yararına geliştirilmesi amacı ile kurulmuş olan bir derneğin, bu toplantıya çağrılmamış olması Başbakan’ın birleştirme değil, ayırma ve Cumhuriyet değerlerini yok sayma tavrının bir devamıdır. İlk yorumu yazın | İzlenme: 24 | Devamı... |
|
|
Basına ve Kamuoyuna 12 EYLÜL’DE HALK OYLAMASINDA, “HAYIR” DİYECEĞİZ
AKP 'nin önerisi ile TBMM’nde kabul edilmiş olan Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunun, şekil ve esas yönünden iptali istemi ile 111 Milletvekilinin, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru, nitelikli oy sağlanamadığı için reddedildi. Bu kararı, üzüntü ile karşıladık. Bu kararla, Anayasa Mahkemesi, kendi geleceğinin vesayet altına alınmasına da izin vermiş oldu. Biz bu hukuksuzluğa “Hayır” oylarımızla karşı duracağız. ŞİMDİ, KENDİ GÜCÜMÜZE GÜVENME ZAMANIDIR
Kişi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması, adaletin sağlanması ve demokrasinin korunması için Anayasa Mahkemesi, hepimiz adına hukuka uygun bir karar verebilirdi.Neyazık ki bu olmadı. Biz, yapılan değişiklikleri hukuka aykırı buluyoruz. Bu kararı, eleştirmeye devam edeceğiz.
Şimdi kendi gücümüze güvenme zamanıdır. 12 Eylül 2010 günü referandum için sandık başına gideceğiz. Oyumuz “Hayır” olacak. Niçin “Hayır” diyeceğiz? Çünkü bu değişiklikler, bizim sorunlarımızı çözmüyor. Aksine hak ve özgürlükler, iktidarda bulunanların keyiflerine bırakılıyor. Demokrasinin harcı olan adalet, vesayet altına alınıyor. Kuvvetler ayrılığı ilkesi yok ediliyor. Yani Yasama, yürütme ve yargı tekleşiyor. Çoğulculuk değil, çoğunlukçuluk yönetime hâkim oluyor. Demokrasi yerine, mutlakıyete gidiyoruz. Değişiklik metinleri içine yerleştirilmiş birkaç olumlu düzenleme, kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm ediliyor. Bu değişiklikler, halkın değil, iktidarda olanların çıkarınadır.
İlk yorumu yazın | İzlenme: 49 | Devamı... |
|
|
12 Eylül 2010 günü referandum yani halk oylaması için sandık başına gideceğiz. İktidar partisi AKP tarafından hazırlanarak, yine TBMM’nde çoğunluğu oluşturan AKP’li milletvekilleri tarafından kabul edilmiş olan Anayasa değişiklikleri bizim hangi sorunumuzu çözüyor? Bugün en önemli sorunumuz, iş ve aş sorunudur.12 Eylül günü sandık başına bu sorunlara çare bulmak için mi gideceğiz.? Bu sorunun yanıtı “hayır” dır. Anayasa değişiklikleri bizim değil, iktidarda olanların çıkarları için yapılmıştır. Aksi olsaydı iktidarda bulunanlar bizim de görüşlerimizi ve istemlerimizi alırlar ve ona göre hareket ederlerdi. Çünkü anayasalar toplumun tüm kesimlerinin uzlaşma metinleridir. DEMOKRATİK ANAYASALAR TÜM YURTTAŞLARIN GÖRÜŞLERİ ALINARAK YAPILIR
Anayasalar, işçisi - köylüsü, memuru-serbest çalışanı, genci-yaşlısı ile tüm yurttaşların ortak yaşama koşullarını düzenleyen metinlerdir. Bu nedenle, demokratik bir anayasa, tüm yurttaşların ve kurumların görüş ve önerileri dikkate alınarak hazırlanmak zorundadır. Bugün oyumuza sunulan bu değişiklikler konusunda yurttaşlar olarak bizim görüşümüz alınmamıştır. Hatta değişikliklerin ne olduğu hakkında dahi geniş kesimlerin bilgisi yoktur. Oysa bilgi verme ve aydınlatma, iktidarda olanların görevi, yurttaşların ise hakkıdır. Oy kullanma hakkı da bilgilenme hakkı ile anlam kazanır. Bilgimiz olmayan bir konuda, birilerinin işareti ile karar vermek, sürü sayılmayı kabul etmektir. İlk yorumu yazın | İzlenme: 124 | Devamı... |
|
|
KAMUOYUNA DUYURU Toplumumuzda son yıllarda büyük artış gösteren şiddet, taciz ve tecavüz eğilimi bizleri dehşete düşürmektedir. Eğitim sistemimizde yaşanan ciddi erozyon, televizyonlardaki programlar başta olmak üzere medyanın yanlış bilgilendirmeleri ve yönlendirmeleri temel değerlerimizi bile yıpratmış durumdadır. Ülkemizde sorunların üzerine gitme konusundaki isteksizlik eğitimde ve toplumsal ilişkilerdeki dehşet verici tabloyu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Ülkemizde eğitim çökmüş, Türkiye yönetilemez hale gelmektedir.
İlk yorumu yazın | İzlenme: 93 | Devamı... |
|
|
Demokratik Kitle Örgütleri olarak, 30 Mart 2010 günü TBMM’nin önünde AKP’nin tartışmaya açtığı Anayasa değişikliği paketine ilişkin görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmış, TBMM üyelerini, sesimize kulak vermeye davet etmiştik. Aradan geçen bir ayı aşkın bir süre sonunda, AKP Milletvekillerinin, çoğulculuğu çoğunlukta olmaya feda eden antidemokratik tutumlarını sürdürdüklerine tanık olduk. Bu konuda, TBMM’nde temsil edilen muhalefet partilerinin ısrarlı dirençleri de parmak hesabı üzerinden etkisiz hale getirildi. Bugün 2. tur görüşmeler devam ederken AKP Milletvekillerine çağrımızı bir kez daha yinelemek istiyoruz. Çünkü yapılmak istenenin Anayasa’yı değiştirmek değil, rejimi değiştirmek olduğunu, rejim değişikliğinin ise tüm yurttaşlar için, dolayısı ile kendileri için de açık bir tehlike olduğunu anlamalarını diliyoruz. İlk yorumu yazın | İzlenme: 81 | Devamı... |
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 1 - 9 Toplam: 51 |