|
Nur Serter’e Yapılan Hakareti Lanetliyoruz Geçtiğimiz günlerde ATV’de, yapımcısı Ali Gündoğdu olan “UÇURUM” adlı bir dizi yayımlanmıştır. Dizide, ismi “Nur Serter” olan karakter, yurt dışından Türkiye’ye çalışmak amacı ile gelen kadınları, seks işçiliğine ikna etmeye çalışmaktadır. Gerçek yaşamda Prof. Dr. Nur Serter, kamuoyunun çok yakından tanıdığı bir isimdir. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi iken İstanbul milletvekili olarak seçilmiştir. Şu anda da bu görevi yürütmektedir. Yaşamını laiklik ve demokrasi mücadelesine adamış, cumhuriyet devrimlerine bağlı, değerli bir kadındır. Öğretim üyeliği süresince de özellikle kız öğrencilerin, aydın bilim kadınları olarak yetişmesine emek harcamıştır. Kimi gerici çevrelerin, dini siyasal amaçlarına alet ederek kadınlar üzerinden politika yapma isteği ile tırmandırdıkları türban tartışmasında, kız öğrencilerin okullarına devam edebilmeleri için mücadele etmiştir. Gericilik, dün olduğu gibi bugün de, kadını toplumsal yaşamın dışında tutmak ve eve hapsetmek için sayısız engeller yaratmaktadır. Ne yazık ki bugün iktidar çevreleri de aynı anlayışı paylaşmaktadırlar. Başbakanın, “Kadınla erkeğin eşit olamayacağı” söylemi, “kadınlara üç çocuk önerisi” ve “aile birliğini imamlara teslim eden düzenlemeleri” bu anlayışın ilginç örneklerindendir. Son olarak da 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununda yapılmak istenen değişiklikle kız çocuklarımız, çocuk gelinler olmaya, evde esnek çalışmaların esiri edilmeye, ekonomik güçsüzlüğe ve hak arayamayan bireyler olmaya zorlanmaktadır. İlk yorumu yazın | İzlenme: 262 | Devamı... |
|
CKD GENEL MERKEZİ’NDEN MEDENİ YASA’NIN KABULÜNÜN 86. YIL DÖNÜMÜ NEDENİ İLE YAPILAN BASIN AÇIKLAMASIDIR
1926 MEDENİ YASASI, BİR DEVRİM YASASIDIR Bir devrim yasası olan Medeni Yasamızın kabulünün 86. yılındayız.Zorlu mücadelelerle elde edilmiş olan cumhuriyetimizin kurulmasının ardından çıkarılan devrim yasaları ile, toplumsal yaşam, sağlam demokratik temeller üzerine inşa edilmeye çalışılıyordu. Demokratik bir toplumda kulluk kabul edilemezdi. Toplumu eşitleyecek en önemli dayanak hukuktu.Hukuk, demokrasiyi, laiklik üzerine inşa etmeli idi. Dönem yasalarının hemen tümü laikliği güvence altına almak amacı düzenlenmişlerdi Mahmut Esat Bozkurt’a göre gericilik bu yasalarla aşılacaktı.Devrim Yasaları’nın en önemlilerinden olan Medeni Yasa, yıllarca padişahın emrinde olmuş bir halkı, kul olmaktan birey olmaya, ümmet olmaktan yurttaşlığa taşıyordu. Yapılan yasal düzenlemeler, kitaplar arasında kalmayacak, yaşama uygulanacak ve toplum çağdaşlaşma yarışında hızla ilerleyecekti. İlerlemenin yolunu Menteşe Milletvekili Şükrü Kaya şu sözlerle açıklıyordu:
“...İstibdat, din adına boş ve zayıf inançların vicdanlarda hakim olmasını ister...Cumhuriyeti sağlamlaştırmak ve güçlendirmek istiyorsanız, cumhuriyete layık yasalar yapınız ve gericiliği besleyen kuralları ortadan kaldırınız. Gericiliği besleyen yasalar bir taraftan yürürlükte iken devrim, kendisini, kendi mantığı, kendi duyguları ve kendi gücü ile savunmak zorunda kalır.”
.
İlk yorumu yazın | İzlenme: 193 | Devamı... |
|
AKP iktidarı, ülkeyi ve halkı nereye götürmek istiyor? Demokratik bir ülkede, atılı oyların çoğunluğu ile iktidar olmak, yönetenlere, çoğulcu olması gereken demokrasiyi çiğneme hakkı verir mi? Bütün güçleri elinde toplamış olan bir iktidar, halkına yeni bir ideoloji aşılamak isterse bunu nasıl gerçekleştirebilir? Elinde hangi araçlar vardır? Bu aracın en etkilisi hangisidir? Bugün AKP’nin elinde çok sayıda araç var. Öncelikle yasama, yürütme ve yargı bütün kadroları ile iktidar tarafından kuşatılmış durumdadır. Zırhları güçlüdür. AKP bürokrasiye hakimdir. Ancak aldığı oylara karşın geniş halk yığınlarının beyni ve vicdanını ele geçirmek zordur. İktidar, bu konuda din istismarına dayanmak istemektedir. Başbakan, bu isteği, “Dindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz.” sözü ile açıklamıştır.Şimdi soralım; gençliğin inançlarına müdahale etmek, laik bir ülkede devletin işi midir? Ya da ülkemizde din üzerinde bir engel mi vardır? Tanrı ile kul arasındaki bir ilişki olan dine, halk ya da gençliğin inanç derecesini Başbakan mı belirleyecektir?. Düşünceleri yasaklamakta mahir olan iktidar, şimdi de inançlara mı değer biçecek ve buna ilişkin yasal düzenlemeler getirecektir?Aslında iktidarın başı hedef şaşırtmaktadır. İktidarın eğitim sisteminde sadece son üç aylık işlemlerine bakıldığında “sözde” dindarlığın arkasına saklanmak istenen amaç, kolayca görülecektir. Şimdi bunları sırası ile anımsayalım:
İlk yorumu yazın | İzlenme: 268 | Devamı... |
|
CUMHURİYET KADINLARI DERNEĞİ GENEL MERKEZİ’NİN UĞUR MUMCU VE MUAMMER AKSOY’UN ÖLÜM YILDÖNÜMLERİNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASIDIR
Prof.Dr.Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu’nun katledilişlerinin yıldönümündeyiz.Yitirdiğimiz sayısız aydınımızın ardından anma törenleri yaparken hiç olmazsa adaletin yerini bulduğu ve katliamların sanıklarının hak ettikleri cezayı aldıklarını bilmek, gerici saldırganlığa “dur” demek için bir umut olabilirdi. Ne yazık ki bugün onların anma günlerini yukarıdaki başlıkla anıyoruz. Bugün beklediğimiz ve aradığımız şey; adalettir. Bir hukuk terimi olmaktan önce, adalet; hakka uygunluk, haklılık, hakkı gözetme ve doğruluktur. Platon’a göre; “İnsan ve devlet için en yüce erdemlerden biridir.”Adaletin aracı hukuktur. Olması gereken hukuk, akla, vicdana ve ahlaka dayanır. Hukuk, yönetenlerin üretimi olduğunda oradan adaleti ve erdemi beklemek zorlaşır. Halkın değil, kendi çıkarlarının koruyucusu olan iktidarlar, adaleti sağlayamazlar. Kendisini evrensel hukukla değil, var olan yasalarla bağlı gören ve yönetenlerin emrine giren yargının da adalet üretmesi olanaksızdır.
İlk yorumu yazın | İzlenme: 181 | Devamı... |
|
|

19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI
AKP , on yıl önce iktidara geldiğinde gizlemeye çalıştığı amacını, özellikle son iki yılda herhangi bir çekinceye gerek duymaksızın açıkça eyleme dönüştürmüş bulunuyor. 2011 yılı 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın ardından, gerçek dışı gerekçelerle 19 Mayıs Spor ve Gençlik Bayramı’nın kutlanmasını, okulların dar duvarları arasına sıkıştırmak ve böylece halkın belleğinden Cumhuriyet Devrimini ve Devrimci bir halkın tarihini tümü ile uzaklaştırmak istiyor.
Emperyalist saldırgana ve onunla işbirliği yapan padişah ve diğer yöneticilere karşı ayağa kalkışın ilk adımı olan Samsun’a çıkış, Cumhuriyet tarihinin şanlı bir başlangıç noktasıdır. Mazlum halkların sinmeyeceğinin en önemli göstergesi olan bugün, Samsun’dan Sakarya’ya, oradan İzmir’e dökülen işgalcinin, sonuna bir başlangıç olmuştur.
İlk yorumu yazın | İzlenme: 256 | Devamı... |
|
| << İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 6 - 10 Toplam: 158 | |
|
|